İş, ekmek, barış için haydi 1 Mayıs’a

İşçiler, emekçiler, kardeşler

İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’a, bütün zorluklara rağmen yurdumuzda, bölgede ve dünyada umutla giriyoruz.

Her yerde sömürü, her yerde zulüm
Milyonlarca işçi, emekçi insanca bir yaşam sağlamaktan çok uzak olan asgari ücrete mahkûm. Sigortalı, güvenceli, 8 saatlik çalışma bir hayal olmuş durumda. Birçok iş kolunda taşeron çalışma yaygınlaştırılıyor. Kamuda 4 C, 50 D, sözleşmeli statülerinden geçilmiyor. Ücretli öğretmenlik uygulamasıyla öğretmenlerimize kölelik şartları dayatılıyor. İşsizlik almış başını gidiyor.

Köylüler her geçen gün biraz daha yoksulluğa itiliyor. Amerika ve Avrupa şirketlerinin, büyük holdinglerin çıkarı için çiftçilik öldürülüyor. Sağlıkta dönüşüm programı sağlığı tamamen paralı hâle getiriyor. Performans sistemi hekimlerin iş yükünü katlarken, kaliteyi düşürüyor ve yurttaşlarla sağlık çalışanlarını karşı karşıya getiriyor. Parası olmayana sağlık da, eğitim de yok. Öğrenciler bir taraftan elemeci sınav sistemiyle uğraşırken, bir yandan da üniversitelerde YÖK zulmüne karşı savaşıyor. Kadınlar haklarını korumak ve geliştirmek bir yana, hayatlarını korumanın savaşında. Her gün yeni bir kadın cinayeti daha işleniyor. İşçiler, emekçiler her gün yeni bir iş cinayetine uyanıyor.

AKP halkın egemenliğini gasp ediyor
Egemenlik halka aitse, her hükümetin görevi halka hizmettir. Oysa AKP hükümeti bütün halkın insanca yaşaması, sömürü ve zulümden kurtulması için parmağını bile kımıldatmıyor.

İşçi ölümlerini durdurmak bir yana, iş güvenliği denetimlerini patronların vicdanlarına terk ederek yeni ölümlere davetiye çıkarıyor.

Kadın ölümlerini durdurmak bir yana, erkek egemenliğini daha da pekiştirecek, kadını ev içi köleliğe, çocuk yaşta gelinliğe mahkûm edecek yeni kanunlar çıkarıyor.

Elektriğe, suya, doğalgaza, toplu ulaşıma zam üstüne zam yapıyor. Ama sıra emekçilere geldiğinde yoksulluk sınırının altındaki ücretleri dayatıyor. Emeklilerin maaşlarına bir yandan kesinti üstüne kesinti uygulayarak sefalete sürüklerken, intibak yasasıyla emeklilerin gözünü boyuyor.

Sendikalara saldırıyor. Sendikal haklarını kazanmak için sokağa çıkan KESK yöneticilerini, üyelerini, sendika uzmanlarını uydurma gerekçelerle cezaevlerinde tutuyor. Kamu emekçilerine grevli toplu sözleşmeli sendika hakkını hâlâ tanımıyor. İşçi sendikalarına 12 Eylül cuntasının reva gördüğü kanunlara benzer, yeni “Toplu İş İlişkileri” kanunu dayatıyor. 1936 yılından beri nesilden nesile birikerek bugünkü hâline getirdiğimiz kıdem tazminatına göz koyuyor; akıbeti belirsiz bir fona devredip patronlara yeni bir kaynak yaratmak istiyor.

500 dolayındaki üniversite öğrencisini, parasız eğitim, parasız sağlık istediği için; söz, ifade özgürlüğünü kullandığı için hapislerde yatırıyor.

Özel Yetkili Mahkemeler eliyle her muhalifi “terörist” ilan ediyor. Milletvekillerini, politikacıları, gazetecileri, yazarları, üniversite profesörlerini, generalleri, amiralleri, subayları, sırf hükümete muhalif oldukları için toplu siyasi davalarda tutuklu yargılıyor.

Ülkede özgürlük, barış ve kardeşlik sağlayacak yerde, ayrımcılık yapıyor. Türk-Kürt-Arap-Ermeni, Sünni-Alevi, Müslüman-Hıristiyan-Musevi demeden bütün yurttaşları eşit tutacak yerde, zorbalığa yöneliyor.

Kürt sorununu savaşla içinden çıkılmaz hâle getiriyor. Anadilde eğitim hakkını kabul etmiyor. Sağlığa, eğitime, refaha ayrılacak bütçeyi Amerikan savaş şirketlerine yatırıyor. Evlatlarımızı kardeşin kardeşi vurduğu anlamsız bir savaşta tüketiyor.

Düşünce ve inanç özgürlüğünü tanımıyor. Laikliği ayaklar altına alıyor. Egemen Sünni inancını devlet eliyle, zorunlu din dersiyle, 4+4+4 kanunuyla herkese dayatıyor.

Aleviler’in cemevlerine ibadethane statüsü vermiyor. Sivas Madımak katliamında öldürülenlerin anısına saygısızlık ediyor; bu katliam davasında zaman aşımı kararıyla insanlık suçlarını koruma altına alıyor. Hrant Dink davasında suçluları ısrarla koruyor.

AKP iktidarı, içeride yaptıkları yetmiyormuş gibi, dış politikada da Amerika’nın, Avrupa Birliği’nin, NATO’nun taşeronluğunu yapıyor.

Afganistan’da, Lübnan’da emperyalizmin emrine asker veriyor. Amerika’nın füze kalkanını Malatya’ya kurmayı kabul ederek İran’a karşı düşmanlık yapıyor. Amerika’nın kendi bencil çıkarları için Türkiye’de kurduğu sözümona “mülteci kamplarında” eğittiği ve silahlandırdığı Amerikancı çeteleri Suriye halkının üstüne sürüyor. Türkiye’nin Suriye topraklarına girmesi, tampon bölge yaratması gerektiği lafları havalarda uçuşuyor.

Emperyalistler için ölmemek, öldürmemek için haydi 1 Mayıs’a
Biz Türkiye işçi sınıfı, emekçileri, evlatlarımızı haksız, emperyalist bir savaşta öldürmek ve öldürülmek için yetiştirmedik; bu saldırı savaşını reddediyoruz.

İçeride savaşa hayır demek için, haydi 1 Mayıs’a
Biz Türkiye işçi sınıfı, emekçileri, evlatlarımızı kardeş kavgasında öldürmek ve öldürülmek için yetiştirmedik; barış istiyoruz.

Ücretli köleliğe hayır demek için, haydi 1 Mayıs’a
Biz Türkiye işçi sınıfı, emekçileri, bu dünyaya kapitalist patronlara sömürülmek, kölelik etmek için gelmedik; eşit ve insanca bir yaşam, iş, ekmek istiyoruz.

Özgürlük, demokrasi, adalet için; haydi 1 Mayıs’a
Biz Türkiye işçi sınıfı, emekçileri, bu dünyaya düşüncelerimizden, inançlarımızdan, kökenimizden dolayı ayrımcılık görmek için gelmedik; özgürlük, demokrasi ve adalet istiyoruz.

Bağımsızlık için, haydi 1 Mayıs’a
Biz Türkiye işçi sınıfı, emekçileri, bu dünyaya emperyalizme sömürge olmuş bir ülkede yaşamak için gelmedik; bağımsızlık istiyoruz.

Sömürüye, zulme, karanlığa hayır demek için, haydi 1 Mayıs’a
Biz Türkiye işçi sınıfı, emekçileri, çocuklarımızı kapitalistler okul sıralarından koparıp keyiflerince sömürsünler, inanç sömürücüleri kafalarını hurafelerle doldurup uyuştursunlar diye yetiştirmedik; bilimsel, aydınlık, nitelikli eğitim istiyoruz.

Yeni bir dünya için, haydi 1 Mayıs’a
Biz Türkiye işçi sınıfı, emekçileri, kendi kendimizi yönetmek, sömürüsüz, savaşsız, sınırsız, bütün canlılara ve doğaya saygılı bir kardeşlik dünyası kurmak istiyoruz; sosyalizm istiyoruz.

Razı olmayacağız
Uyguladığı politikalarla bütün toplumsal kesimlere saldırmaya, halkımızı emperyalistlerin çıkarları doğrultusunda maceralara sürükleyip gençlerimizin hayatına kastetmeye cüret eden AKP’ye katlanmak zorunda değiliz.

Bütün baskı, zorbalık ve hapis tehditlerine rağmen hiç durmayan işçi, köylü, kamu emekçisi, öğrenci ve kadın hareketi mücadelesi geleceğe olan umudumuzu arttırıyor. Dünyanın her kıtasındaki işçi kardeşlerimizin ve emekçi halkların kapitalizme ve emperyalizme karşı yükselttiği mücadele umudumuzu daha da pekiştiriyor.

2012 1 Mayıs’ını AKP’nin saldırılarına karşı mücadelenin sıçrama tahtasına; iş, ekmek, barış, bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin yeni bir atılımına dönüştürebiliriz.

Mustafa Suphi’lerin Türkiye Komünist Partisi, TKP 1920 1 Mayıs alanlarında
Mustafa Suphi’lerin Türkiye Komünist Partisi, TKP 1920 2012 1 Mayıs’ında kendi bayrağı, kendi logosuyla yürüyor. TKP’liler bu yıl 1 Mayıs’a, 1980’li yılların sonunda içine düştükleri dağınıklığa, likidasyona son vererek; TKP’nin demokratik, meşru ve yasal alandaki yerini almasını sağlayarak giriyor. TKP’li yoldaşlar, 1920’den günümüze uzanan TKP geleneğine sahip olan bütün dostlarımız TKP 1920 pankartı altında devrime, sosyalizme yürüyecekler. Partimiz bütün işçi ve emekçi halkımızı, kadınları, gençleri 1 Mayısa katılmaya, TKP 1920 pankartının arkasında kavgaya omuz vermeye çağırıyor.

Yaşasın 1 Mayıs!
Biji Yek Gulan!
Aşa Vahit Eyyar!

 

Türkiye Komünist Partisi 1920

Reklamlar
Bu yazı genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.